Gemlik’te Bir Şeyler Arıyorduk

Hayatımın en güzel dönemi ne zamandı diye sorsalar, kaç yaşında olursam olayım cevabım şüphesiz Gemlik Lisesi öğrencisi olduğum zamanlar olur. Gemlik Lisesi, gerçek anlamda hayata gözlerimi açtığım, Türkiye’yi ve dünyayı okumaya başladığım, bir şeyleri değiştirebileceğime inandığım ve bunun için adımlar attığım yerdi.

O zamanlar adına henüz bir sanayi kuruluşunun sponsorluğu eklenmemişti. Binası eskiydi ama ruhu vardı. Gemlik Lisesi için çok şey söyleyebilirim. Ama önce Gemlik’ten konuşmalıyız.

Lise öğrencisi olduğum dönemlerde Kumla’da yaşıyorduk; ki Kumlalı değiliz. Sabah ve akşam, yüzlerce lise öğrencisi gibi ben de otobüs kullanıyordum. Gemlik’te çevrem genişleyip arkadaşlarımın sayısı arttıkça, okul çıkışlarında hemen eve gitmez olmuştum. Kumla’ya gidip gelmek de zor olduğundan, yanımda bir kot pantolon taşımaya başlamıştım. Okul çıkışı arkadaşımın evinde üzerimi değiştirir, sonra akşama kadar Gemlik’te koştururduk. Hatta pantolonumu sınıfta montların askısına astığım, bunu gören öğretmenlerimin şaşkınlıklarını gizleyemediği çok olmuştur.

Bütün bunlar, on beş yıldan daha fazla zaman önceydi.

Gemlik’i tanımaya çalıştığım zamanlarda sıkça duyduğum bir ifade vardı. Aklımda bir akşam netleşti. Müzik grubu kurmuş arkadaşlarımız vardı. Bir büyüğümüzle konuşuyorlardı, yapacaklarını anlatıyorlardı. Konuşmanın sonunda o büyüğümüz, “Sonuçta burası Gemlik,” demişti.

“Burası Gemlik” sözünden şunu anlıyorduk: Burada sosyal, kültürel, ekonomik imkânlar sınırlı. Yapabileceklerimizin belirli bir sınırı var. Çok ileri gidemeyiz. Gidersek de zaten yapamayız. Çünkü sonuçta burası Gemlik!

Psikolojide “öğrenilmiş çaresizlik” diye bir kavram vardır. Ne yaparsanız yapın, işi başarıya ulaştıramayacağınıza ikna olmuşsunuzdur. İşte Gemlik’in üzerine çöken bu öğrenilmiş çaresizlik düşüncesi de maalesef bizlere sınır çiziyordu.

Peki Gemlik nasıl bir yerdi?

Akşamları Yeni Sahil’de dolaştığımız zamanlar, sokak lambalarındaki pusları görürdüm. Kömür kokusu sahile çökerdi. Deniz kenarında ciğerlerinizi kömür doldururdu. Sokaklarda kimse olmazdı. Genç kızlar ve kadınlar zaten bir saatten sonra sokağa çıkmaz, arkadaşlarımız ve büyüklerimiz de çay bahçeleri ya da kahvehanelere kapanırdı. Yapacak hiçbir şey yoktu. Gemlik gri bir kentti. Sadece okula ya da işe gidilen, akşam eve dönülen bir kent.

Böyle durgun bir yerdi.

Bir şeylerin eksik olduğunu, deniz kıyısında bir kentte olması gereken şeylerin çok daha fazla olması gerektiğine inanıyorduk. Çünkü ne olursa olsun, bunları hayata geçirebilecek bir kuşak vardı. Bu kuşağın parçası olan bizler, bir şeyler arıyorduk. Ama nerede aramamız gerektiğini bilmiyorduk. Doğrudan sonucu düşündüğümüzden, nereden başlayıp nereye gitmemiz gerektiğine dair fikrimiz yoktu.

Aradan geçen yıllarda Gemlik epey değişti. Gri örtüsünü üzerinden attı. Sokaklar aydınlandı. Gençler artık daha görünür oldu. Çay bahçelerinin yerini pahalı ve gösterişli kafeler aldı. Çoğunda çay ve kahve iyi değil. Küçük yerlerde daha lezzetli.

İnsanlar artık arkadaşları ve aileleriyle sokağa çıkıyor.

Bir bu kadar daha zaman geçerse ne olur, şimdilik bilmiyorum. Ama açıkçası tüm bu olanlardan memnunum.

Tabii ki hayalimizdeki Gemlik tam olarak bu değil. Daha değişmesi ve gelişmesi gereken çok şey var. Kentimizin imkanlarını biliyoruz, insanlarını her gün daha iyi tanıyoruz.

Bir şeyler aramaya devam ediyoruz. Yine hayal kuruyoruz. Ayrıca “ne yapmamamız” gerektiğini biliyoruz.

Nihayetinde burası Gemlik!

Yorumlar

“Gemlik’te Bir Şeyler Arıyorduk” için 4 yanıt

  1. Kasım avatarı
    Kasım

    BirÇok ile ve hava limanlarına yakın olan Bu şirin ve güzel ilçemizin turizim merkezi ve daha modern bir ilçe ,Güzel bir spor salonunun olmasını isterim
    Ayrıca otel yetersizliği var ve konaklamada sıkıntılar yaşandığını biliyorum.bu konulara el atılmasını temenni eder başarılar dilerim
    Saygılarımla

  2. Güneş Aynur Mete avatarı
    Güneş Aynur Mete

    Bursa’ya gittiğimizde birileri bize “Gemlik’te nasıl yaşıyorsunuz ” diye gülerlerdi. “Niye yaşamayalım ki?” diye sorardım . Orası mafya barınağı, her gün silahlar patlar, adamlar yaralanır.” demelerine şaşırıp kalırdım. “Biz duymuyoruz” derdim. Çünkü iş çıkışı eve gidip mutfağa giren, TV açan ne duyacaktı. Kötü bir namı kalmış Gemlik’te. Umarım artık başka şekilde anılıyor. Bir nabız yoklayayım en iyisi. Kaleminize sağlık Emre Bey.

  3. Gamze avatarı
    Gamze

    Doğma büyüme nesillerin Gemlikliyim….Denizimiz varken bile bir Orhangazi kadar olamadık
    Ne neden niçin….İlk başta o pati bu partiyi şimdi partide farketmiyor isimler dönüyor…olan Gemliğime oluyor…Güzelim Gemlik hırslar uğruna bir türlü gelişemiyor‍♀️

  4. Mehmet Ali Tümer avatarı
    Mehmet Ali Tümer

    Bende gemlik liyim ve bahsettiğiniz Gemlik’te annelerimizin sinemaya gittiklerini yine ailece iskele bitişiğindeki çay bahçelerinde düzenlenen konserlere gidildiğini çok iyi hatırlıyorum. Yani bugün yok dediğimiz şeyler (sosyal ve kültürel aktiviteler) 55,60 yıl önce var şimdi yoksa bence nedenleri araştırılmalıdır… Yani 25 yıl geriye gidersek 50 yıl ileriye gitmiş olmazmıyız.

Gamze için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir