Geldikleri Gibi Gittiler

Osmanlı Devleti, 1800’lü yıllar boyunca sürekli savaş halindeydi. Osmanlı-Rus Savaşı,  Yunan İsyanı, Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı, Kırım Savaşı, Trablusgarp Savaşı ve Balkan Savaşları, neredeyse kesintisiz olarak bu yüzyıl içinde yaşandı. Yorgun ve parçalanmakta olan devlete son darbeyi indiren ise 1. Dünya Savaşı oldu. Yaklaşık dört yıl boyunca, Kafkas, Irak, Suriye-Filistin, Çanakkale, Hicaz- Yemen, Galiçya, ve Balkan cephelerinde savaşan Osmanlı, Mondros Mütarekesi ile savaştan ağır yaralı olarak çıktı.

Çanakkale’de, tarihin akışını değiştiren zaferle Başkent İstanbul kurtulmuştu. Fakat çok değil, 3 yıl sonra Başkent, Osmanlı’nın Mondros Mütarekesi’ne razı gelmesiyle İtilaf Devletleri’nin işgaline uğradı.

Antlaşma 30 Ekim 1918’de, İngiliz Agamemnon Zırhlısında, Limni Adası’nın Mondros Limanı’nda imzalandı.

Antlaşmaya göre, İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti’nin çeşitli noktaları işgal etme hakkına sahip olacaklardı. Öte yandan İstanbul ve Çanakkale Boğazlarının kontrolünü ele almak isteyen işgal güçleri, boğazlar bölgesinde tek yetkili olacaklarını kabul ettirdiler. Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti’ni fiilen bitiren antlaşma ise, Mondros da son darbeyi indiren antlaşmaydı.

Mustafa Kemal’in adının parladığı Çanakkale Zaferi’nde işgalden kurtulan Osmanlı Başkenti, kısa sürede düşman çizmelerinin altında suskun ve dağınık bir kent halini alacaktı.

13 Kasım 1918’de, 61 gemiden oluşan İtilaf Donanması, padişahın yaşadığı Dolmabahçe Sarayı önüne demirledi. Bu filoda İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan gemileri de vardı. Öte yandan binlerce asker de Beyoğlu’ndaki çeşitli yabancı okul ve hastanelere yerleştirilmişti.

Aynı gün, tarihin farklı bir noktasında, daha büyük bir öykü yazılıyordu. İşgalci devletlerin gemileri Padişahın sarayı önünde demirlemişken, Suriye-Filistin Cephesi’nden dönen Yıldırım Orduları Komutanı Mustafa Kemal, Haydarpaşa Rıhtımı’nda İstanbul’a ayak basıyordu.

Mustafa Kemal, 7 Ağustos 1918’de, 7. Ordu Komutanı olarak Suriye-Filistin Cephesi’ne tayin oldu. Burada, Osmanlı ve İngiliz kuvvetleri arasında Megiddo Muharebesi meydana geldi. Muharebe sonucunda Yıldırım Ordular Grubu’nu oluşturan 4. Ordu büyük ölçüde, 8. Ordu ise tamamen imha oldu. Sadece Mustafa Kemal komutasındaki 7. Ordu Şam ve Halep’ten kuzeye çekilerek, Kilis güneyindeki Müslimiye’de savunma hattı oluşturdu. 7. Ordu, Mondros Ateşkes Anlaşması’na kadar geçen zamanda, İngiliz birliklerinin Toros geçitlerinden Anadolu içlerine sızmasını önledi. 30 Eylül’de Şam, 25 Ekim’de Halep düştü. Mustafa Kemal elde kalan kuvvetlerini Anadolu’ya geri çekti. 30 Ekim’de de Mondros Mütarekesi imzalandı.

İşte burada görevi biten Mustafa Kemal, yaklaşık 2 hafta sonra İstanbul’a geri döndü.

Mustafa Kemal, İstanbul’a vardığında saat 12.45 civarıydı. Onu yaveri Cevat Abbas ve dostu Doktor Rasim Ferit karşıladı. Mustafa Kemal ve beraberindekiler, Kartal İstimbotu’na bindiler. Boğazda demirleyen İtilaf Devletleri filosunu hüzünle seyrettiler. Neredeyse 15 yıldır giydiği üniformasyıla, Selanik’ten çıkıp, Padişah Vahdettin’in Fahri Yaver Hazreti Şehriyari yani Onursal Yaveri olup, hükümete etki edecek güce erişen Mustafa Kemal, karşısında işgal zırhılarını görünce büyük bir üzüntüye kapıldı. Bir süre sonra Rasim Ferit’e dönerek “Hata ettim, İstanbul’a gelmemeliydim, ne yapıp yapıp Anadolu’ya dönmenin çaresine bakmalı” dedi.

Aklında düşünceler tükenmiyor, kurtuluşa çare bulmaya çalışıyordu. Anadolu’ya dönmek aklının bir köşesinde, büyük bir fikir, ulusal bir sırdı.

Mustafa Kemal, Bir süre daha işgal donanmasını izleyerek Yaveri Cevat Abbas’a döndü ve Milli Mücadele’nin habercisi, kısa ama ağır cümlesini kurdu:

“Geldikleri gibi giderler!”

Bu cümleden 6 ay sonra Samsun’a ayak bastı, 6 yıl sonra da tüm Anadolu yeniden özgürlüğüne kavuştu.

İşgal kuvvetleri arkalarına bile bakmadan kaçıp gittiler. Biz bin yıldır olduğu gibi yine bu topraklardayız. Üzerimize oldukça anlaşılır ve oldukça ağır bir görev var.

Geçmişi unutmayacak, yaşananları bilecek, anlayacak, bu ülkenin kurucu değerleri ve felsefesine daima sahip çıkacağız.

Yorumlar

“Geldikleri Gibi Gittiler” için 3 yanıt

  1. cihan avatarı
    cihan

    Tarihimizin en zor dönemlerinden birinde, milletimizin bağımsızlık iradesini simgeleyen bu anlamlı sözü ve arkasındaki ruhu hatırlattığınız için teşekkür ederim. “Geldikleri gibi giderler” ifadesi, sadece bir direnişin değil, aynı zamanda bir milletin yeniden doğuşunun sembolüdür. Bu bilinçle geçmişimize sahip çıkmak, geleceğimizi daha sağlam temeller üzerine kurmamızı sağlar. @Mustafa Emre özgen Emeğinize sağlık.

  2. Fatih m. Eryilmaz avatarı
    Fatih m. Eryilmaz

    Tesekkurler müptela oldum yazılarınızı yenisi ne zaman gelir diye bekler oldum ömrünüz uzun olsun

  3. Canan Bölük avatarı
    Canan Bölük

    Dilerim bu tarihi gerçekleri saptırarak çocuklara,gençlere anlatanlar okusalar ve yanlış bildikleri ile yüzleşseler.
    Yüreğine,emeğine sağlık sevgili Emre Özgen.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir